ÖĞRETMENLER  GÜNÜ

Vahdettin GAYRET

     Önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK' ün aramızdan ayrıldığı ve başöğretmenliği kabul ettiği haftaları yaşıyoruz Bildiğiniz üzere 24 kasım öğretmenler günü olarak anılmaktadır. Yılda bir gün göstermelik törenlerle gönülleri alınmaya çalışılan öğretmenlerin ekonomik durumları, çalışma koşulları, yetiştirilme yöntemleri ve eğitim programları iç açıcı değil. Toplumumuzun zeki çocukları öğretmen olmak istememektedirler. Nitelik erozyonuna uğramış olan öğretmenlik mesleğinden iyi hasat elde edilemeyeceği ortadadır. Öğretmenlik mesleği, sözleşmeli öğretmen uygulaması nedeniyle de dejenere edilmektedir.

       Öğretmenler günü nedeniyle, aydınlanma devrimimizin seher yıldızları olan önderlerimizden bazılarının adlarını anmak istiyorum. Aynı dönemin aydınlanma önderleri olmaları ayrı bir anlam taşımaktadır. Cumhuriyetimizin kuruluş döneminin önemini de anlamamıza katkıda bulunacağı inancındayım.

      Ölüm haberini aldığında, Başöğretmen ATATÜRK'Ü gözyaşlarını tutamayarak ağlatan, devrimci eğitim bakanımız Mustafa NECATİ' den özellikle söz etmek istiyorum.

       Aynı zamanda hukukçu da olan ve eğitim atılımlarıyla bayraklaşan Mustafa NECATİ, İzmir'in işgal edilmesine ilk isyan edenlerdendir. Daha henüz 25 yaşındayken kurduğu müfrezeyle Kuvayi Milliye saflarına katılmıştır. İstiklal mahkemesi başkanlığı da yapan M. NECATİ, Milli Eğitim Bakanı olur olmaz, ilk iş olarak bilim kurulu kurmuş, harf devrimini başarıyla gerçekleştirmiş, karma eğitime geçilmesini sağlamış, teknik öğretim atılımı gerçekleştirmiş, Talim Terbiye Kurulunu kurmuş, Köy Enstitülerinin kurulmasının alt yapısını hazırlamış, Gazi Eğitim Enstitüsünün kuruluşunu gerçekleştirmiş aydınlanmacı, devrimci önderimizdir. Ankara'nın en işlek caddelerinden olan Necatibey  Caddesi'nin adı bizzat önder ATATÜRK tarafından verilmiştir.

      Devrimci önderimiz Mustafa NECATİ ile ilgili iki anektot sunacağım:
      Bakan M. NECATİ, personeline söyle sesleniyor. " Fransa'ya burslu bir öğretmen göndereceğim. Başarılı bir öğretmen dosyası getiriniz". Getiriyorlar. Bakıyor. 10 yıldır aynı okulda çalıştığını, dosyasında göreve başlama yazısından başka bir evrak olmadığını görüyor. Personele şöyle sesleniyor. " Bu öğretmen 10 yıldır aynı yerde çalışıyor. Hakkında hiç bir soruşturma açılmamış. Böyle öğretmen istemiyorum. Akmaz, kokmaz adamlarla bir yere varılmaz. Bana çağdaş düşünceli, üretken, düzeni eleştiren bir öğretmenin dosyasını getiriniz". Küçük bir el arabasıyla bir yığın evrak getiriyorlar. Bunu gören M. NECATİ " Burada kaç öğretmenin dosyası var" diye soruyor. Bir öğretmene ait olduğu yanıtını alıyor. Bu öğretmenin adı Emin TÜRK ELİÇİN'dir. O dönemde Tarih Boyunca İleri Geri Kavgası adıyla bir kitap yazmış ve soruşturmalara, sürgünlere uğramıştır. Dosyayı inceliyor." Böyle öğretmen istiyorum" diyor. Cumhuriyetimizin kuruluş dönemi aydınlarından olan bu düşünürümüz, gerici yönetimlerce bilinçli olarak unutturulmuştur.
Maraş ili milletvekilleri makamına çıkıyorlar. " Sayın bakanımız, ilimiz Milli Eğitim Müdüründen şikayetçiyiz. Görevden alınmasını talep ediyoruz" diyorlar. Şikayetlerinin neler olduğunu soruyor. " İlimiz okullarında tiyatro oynattırıyor, mezuniyet baloları düzenliyor, kızlarla erkeklerin dans etmelerini gören ahali huzursuz oluyor, okullar arası kompozisyon yarışmaları düzenliyor. Bu yarışmaya katılan öğrencilerin, padişahımız ve ecdadımız hakkındaki ifadeleri de huzursuzluk yaratıyor." diyorlar.

     Derhal kalemine sarılan M. NECATİ bizzat kendi el yazısıyla, Milli Eğitim Müdürüne şunları yazıyor. "İl Milletvekillerimiz ve il eşrafından hakkında şikayetler alıyorum. Şikayet konulan il
çapında yaptığınız aydınlanma çalışmalarınızla ilgili. Bu şikayetler artarak devam ederse, seni daha büyük bir ilimize atayarak ödüllendireceğim. Şikayetler azalırsa veya durursa, görevinden azledeceğim. Gözlerinden öpüyorum"
      Devrimci önderimizin Ankara'daki tarihi evi, kurufasulyeciye (lokantacıya) kiraya verilmiştir.

     Ulus devletimizin kuruluş yıllarında görev alan aydınlanma önderlerimizden Hasan Ali YÜCEL' i, Köy Enstitülerinin mimarı İsmail Hakkı TONGUÇ' u, sağlık ocaklarının Ülkemizin en küçük yerleşkelerine kadar yaygınlaştırılmasının, sıtma ve verem salgınının yenilmesinin mimarı devrimci müsteşar dr Nusret FİŞEK' i, teknik öğretimin önderi Müsteşar Rüştü UZEL' i, medeni hukuk sistemine geçişimizin mimarı Esat Mahmut BOZKURT' u bir demet aydınlanma önderlerimiz olarak saygıyla anıyorum.
                    *    *     *
      İçinde bulunduğumuz Kasım ayı sosyal ve politik olaylar açısından hareketli bir aydır. Bu ayın bazı özelliklerini anımsatmak istiyorum.

      Emperyalizme karşı kurtuluş savaşları dönemini başlatarak, ulus devlet kuran önder
Mustafa Kemal ATATÜRK' ün ölüm ayıdır.
Antiemperyalist, bağımsızlıkçı, kamucu, aydınlanmacı politikaların terk edilmeye başlandığı aydır.
Ülkemiz başbakanının, emperyalist ABD başkanının ayağına giderek, taşeron PKK terör örgütüne yönelik operasyon için icazet almaya çalıştığı aydır.
Cumhurbaşkanı ve Başbakan' ın, Suudi Arabistan kiralının ayağına gittikleri ve yakışıksız poz verdikleri aydır. Devletimizin prestijini yaraladıkları aydır.

       Önder Atatürk Dolmabahçe Sarayındadır. İngiltere Kiralı Türkiye'yi ziyaret etmektedir. ATATÜRK' e sorarlar. " Kral'ı karşılamaya gidecekmisiniz?" Cevap verir.
" Ben genetik olarak devletin başına geçen adamı karşılamam. Bu makama halkın seçimiyle geldim. Kral benim ayağıma gelsin" der.)
İçinde bulunduğumuz Kasım ayı, komşularımız İran, Suriye ve ülkemizin geleceği üzerine emperyalist planlamaların yoğunlaştırdığı ve komşularımızla sıcak çatışmalara sürüklenme planlamalarının ivme kazandığı aydır.

Değerli Yurtseverler:

         Ülkemiz çalışanları ve bu arada özellikle öğretmenlerimiz örgütlenme aşamasında beklenen birlikteliği sağlayamadılar. 1960 larda başlayan sol dalganın etkisiyle yükselen ülke sorunlarına duyarlılığın abide örgütleri olan TÖS ve TÖB-DER çizgisini devam ettiremediler. Ülkemiz meslek ve demokratik kitle örgütlerinden bazıları, asıl görevlen olan, üyelerinin özlük haklarını geliştirme, ülke sorunları hakkında bilgilendirme, doğaya ve çevreye karşı duyarlılıkları arttırma, örgütsel dağınıklığı ortadan kaldırma, örgütlenme engellerini aşma, eğitimin bilimselliğini ve verimliliğini arttırma, ulusal bilinci yükseltme, meslek içi dayanışmayı pekiştirme, örgütler arası dayanışmayı güçlendirme vb çalışmalar yaparak ülke yönetiminde irade koyar konuma gelmek yerine, kendilerini siyasi parti misyonuyla tanımlar konuma düştüler. Hatta bazıları ABD,AB,SOROS VB gibi ülkemize yönelik emperyalist amaçlı devlet ve kuruluşlardan aldıkları yardımlar nedeniyle güdümlü konuma düştüler. Bazıları ise ülkemizin sorunlu bölgesinin emperyalizm tarafından durmaksızın kaşınan etnik sorununu tanımlama, sözcülük yapma, çözüm önerme görevleri üstlendiler. Meslek örgütleri siyasi parti misyonu üslenmeye kalkışırlarsa işlevlerini yitirirler. İç bünyelerinde oluşan düşünce ayrılıkları nedeniyle güç kaybına uğrarlar. Hatta dış güçlerin emperyal amaçlarının taşeronu durumuna düşme tehlikesi yaşarlar. Her türden örgütlenmede önder ATATÜRK'ün anti emperyalist, aydınlanmacı, bilimi rehber edinen yol gösterici felsefesi rehberimiz olmalıdır.

*      *     *

         Sizlere kişisel bir araştırmamın sonuçlarını sunmak istiyorum:
         Ankara'nın araç trafiğine kapalı ve en işlek caddelerinden olan İzmir Caddesindeki banklarda oturarak 4 gün süreyle önümden geçen 100 gencimize aşağıda belirteceğim isimler tanıyıp tanımadıklarını sordum.
1) Mustafa NECATİ   2) İdil BİRET  3) Suna KAN  4) Cahit ARF 5) Feza GÜRSEY   6) Muammer AKSOY   7) Bahriye ÜÇOK  8) İsmail Hakkı TONGUÇ  9) Seda. SAYAN   10) Hülya. AVŞAR.
100 gencimizin 86 sı üniversite öğrencisi, 14 ü lise mezunuydular.
100 gencimizin tamamı Seda. SAYAN ve Hülya. AVŞAR'ı doğru tanımladılar.
100 gencimizin tamamı Cahit ARF, Feza GÜRSEY ve Mustafa NECATİ adlarını ilk kez duyduklarını bildirdiler.
61 gencimiz, Suna KAN ve İdil BİRET' in şarkıcı olduklarını tahmin ettiklerini söylediler. 14 gencimiz doğru tanımladılar. 25 gencimiz ise hiçbir bilgilerinin olmadığını belirttiler.

38 gencimiz, Muammer AKSOY ve Bahriye ÜÇOK' un öğretim üyesi olduklarını ve öldürüldüklerini,. 62 gencimiz  ise bilgilerinin olmadığını söylediler.

75 gencimiz TONGUÇ hakkında bilgileri olmadığını bildirirken, 10 gencimiz ressam olabilir dediler. 15 gencimiz doğru tanımladılar.

Ülkemizin saygın değerlerinden Feza GÜRSEY ve Cahit ARF dışındaki bilim önderlerimizi ve sanatçılarımızı hepinizin tanıyacağından şüphem yoktur.

        Feza GÜRSEY: 20. yüz yılın en önde gelen fizikçilerindendir. Yaşamamaktadır. Atom çekirdeğine nüfuz eden bilim önderimiz, nötrinolar ve kuarklar diye tanımlanan Atom elemanlarının bulunmasına katkı yapan fizikçilerdendir. Bilim Literatürüne girmiştir. Annesi de uluslararası üne sahip kimyacıdır.

Cahit ARF: Arf  halkaları (Arf teoremi) buluşuyla matematiğe katkı yapmış ve Bilim literatürüne girmiş önderimizdir. Yaşamamaktadır.

     SONUÇ: Araştırmamda görüldüğü üzere, ulusal duyarlılıkları zayıflatılmış gençlerimizin, duyarlılıklarının arttırılması için neler yapmalıyız sorusuna yanıt aramalıyız.

       ESEN KALINIZ